02 Eylül 2021

Kadın Şiddetine SON!!!

 




https://www.youtube.com/watch?v=hM4P9b2S7PA

  ANAdolu diye isimlendiririz bu kadim toprakları. İlk heceleri ANA ile başlar. Kadın'dır bizleri doğuran, can veren. Çocukluğumuzda her düşmemizde canımız yandığında "Anam" diye ağlar ona koşarız. Büyürüz, ama her derdimizi "Ana"mızla paylaşırız. Ana"mız ölür bir parçamız da onunla birlikte toprağa gömülür.

Evet bu kadar saygındır ve kutsaldır "Ana"larımız. Ama ne yazık ki son yıllarda  hemen her gün en az bir Kadının öldürüldüğü bu ülkede bir insan olarak üstelik bir erkek olarak yaşamaktan gerçekten utanç duyuyorum. Ve isyan ediyorum...

Ülkemin hemen her yerini defalarca gezdim ve bir şeyi çok iyi kavradım. Eğer "KADIN" olmazsa hiçbir şey olmaz. Dünya Kadınların gücü ,emeği ve doğurganlığı sayesinde devam eder. Kadına gösterilen saygı bir toplumun eğitim ve kültür seviyesinin göstergesidir.

7000 yıl önce Çatalhöyükte Kadın'a öyle bir değer vermişler ki bugün bile  o değeri bırakın Kadın'a vermeyi anlamamız bile imkansız. Dile kolay tam yedi bin yıl önce  o "ilkel" diye neredeyse küçümsediğimiz Çatalhöyüklü atalarım doğuran Kadına yani geleceği kuran Kadına öğle bir değer vermiş ki, o dönemde henüz "tanrı bilinci" dahi yokken Kadının doğurganlığından dolayı onu adeta "tanrısallaştırmıştır. Kadının  doğum yaparken ya da yavrusunu emzirirken, anne kutsallığını betimleyen heykellerini yapmışlar ve onun yüceliğini bu heykeller aracılığı ile bizlere, binlerce yıl sonra gelen torunlarına bırakmışlardır.

Binlerce yıl Kadın ya doğaya hükmetmiş ya da vahşi hayvanlara. Yani olağanüstü gücü ile toplumlarının geleceğini Kadın erkek diye ayrım yapmadan korumuştur.  Çeşitli isimler alında Frig, Hitit gibi uygarlıkların "ana tanrıça"sı olmuş.

Daha sonraları ise neredeyse hepimizin "yunan mitolji"sinden geldiğini sandığımız oysaki ANAdolulu Tanrıça Artemis'imiz var. O Tanrıçaya o Kadına neredeyse tüm evreni bağışlamışlar korusun kollasın diye. Dünyanın en muhteşem tapınağını da o Tanrıça için yaptılar.

 Bunlar pagan toplumlardı, ilkel insanlardı diyebilirsiniz ama eminim şu anda olduğu gibi her gün bir kadını "bugün çok canım sıkıldı sokağa çıkıp zayıf ve güçsüz bir Kadın bulup onu kılıçla doğruyayım" diyen ilkellikte öldürmemişlerdir.

Keşke günümüzde de, ANAdolu'nun en ilginç toplumlarından Amazon Kadınları da bizimle birlikte yaşasalardı. Bakalım, o Kadınları hunharca katleden zavallılar acaba gece sokağa yanlarında Kadınları olmadan  çıkabilirler miydi! 

Pek sanmam yürek ister. 

Hani o güneşin en güzel doğduğu ve yine en güzel şekilde battığı ifade edilen Nemrut Dağı var ya, işte o dağın zirvesinde diğer tanrılarla birlikte, Antiochus'un toplumunu besleyen, ona can veren de bir de Kadın vardır. O da Kommagene'dir. Yani çiğ köfteci değildir.

Yine bu kadim topraklarda yani ANAdolu'da tartışıldı ve sonunda Meryem Ana'mıza "Tanrı ANASI" dendi. Sakın beni "Meryem Ana'mız" dediğim eleştirmeye çalışmayın o zaman  oturun bir zahmet Kur'an 'dan okuyun.

Düşmanlar sarmış ülkenin her bir yanını. Osmanlı bir bir kaybetmiş topraklarını sıra ANAdolu'ya gelmiş. Artık bitti bu iş demişler çöktük gırtlağına artık Türklerin. Ama bir şeyi hesaba katmamışlar ANAdolu'nun o cesur Kadınlarını!  Halide Onbaşı, Nezahat Onbaşı, Şerife Bacı, Erzurumlu kendi küçük ama yüreği büyük Kara Fatma, Halime Çavuş  ve nice Kadınlarımız "DUR" diye haykırmış düşmana. Sadece dur demekle kalmamışlar, bu kutsal toprağı kanları ile sulayarak ve arkalarında nice isimsiz  kahraman Kadınlar bırakarak, düşmanı söküp atmışlar ANAdolu'dan.

Peki şimdi niye erkekler kadınlarına düşman gibi davranıyor, nedir bu kadına uygulanan şiddet? Nedir bu erkeklerin acizliği, cahilliği ve ilkelliği? Kadın gelişimini en güzel şekilde sürdürürken neden biz erkekler Neandertal'lere dönüşmeye başladık.?

Ama ben şundan eminim bu şiddete de "DUR" diyecek olanlar yine ANAdolunun yürekli Kadınları olacak ve biz erkeklere Kadınsız bir hayatın olanaksız olduğunu ve her zaman yan yana yürümemiz gerektiğinin öğretecek. Çünkü bizim kadınlarımız Halide Edip Adıvar'ın, Safiye Ali'nin, Nezihe Muhiddin'in, Afife Jale'nin, Fazıla Şevket Giz'in, Sabiha Gökçen'in, İlmiye Çığ'ın, Türkan Saylan'ın, Refet Angın'ın ve adını sayamayacağım kadar çok başarılı Türk Kadının torunlarıdır.

ANADOLU KADINDIR VE HEP ÖYLE KALACAK.

  


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Nika Ayaklanması: Meşruiyet Krizinin Tarihsel Bir Örneği

  Yıl 532... İstanbul'dayız yani namı diğer Konstantinopolis... Tahtta I. Justinianus var: güçlü, reformcu, hırslı bir imparator. Karısı...