Bilim ya da Dini Dogmalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bilim ya da Dini Dogmalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Eylül 2021

Bilim mi ya da Dini Dogmalar mı?








Giordano Bruno'yu tanımayan biri var mı?


Olabilir ama ben sizlere  Giordano Bruno'nun hayatını, felsefesini ve eserlerini uzun uzun anlatmayacağım. Lise bilgilerimizi şöyle biraz anımsamaya çalışalım..
Gençliğinde din eğitimi  alan ve Dominiken mezhebine giren Giordano Bruno, sonraki yıllarda kendini bilime adadı ve Kopernik'i takip etmeye başladı.
İtalya'dan ayrılarak tezlerini farklı ülkelerdeki üniversitelerde savundu. Bruno, bir İtalyan aristokrat tarafından Venedik'e davet edildiğinde, daveti kabul ederek İtalya'ya döndü.Ve Galileo Galilei ile tanıştı. Ancak Mocenigo adında bir aristokratla tartışınca, Mocenigo tarafından Engizisyon mahkemesine verildi..
Macenigo, Bruno'ya, düşüncelerinden vazgeçerse ve sonsuz evren vizyonunun dini bir sapkınlık olduğunu kabul ederse kilise tarafından affedileceği söyler.
Aynı savla itham edilen Galileo Galilei, düşüncelerinden vazgeçip dinin akıl dışı dogmalarını kabul ederek, son anda yakılarak öldürülmekten kurtulur.
Galileo'nun bu kurnaz manevrasına da büyük saygım var !!!
Ancak Giordano Bruno, "Tanrı, iradesine hükmetmek için yeryüzündeki iyi insanları kullanır; yeryüzündeki kötü insanlar, iradelerine hükmetmek için Tanrı'yı ​​kullanır" demekte ısrar edince
 Engizisyon kararıyla Giordano Bruno diri diri yakılarak öldürülür....
  Roma'dan ayrılarak ve zamanda bir yolculuk yaparak  Anadolu'nun ortasında yer alan Kırşehir'e geliyoruz. 
1272 yılındayız yani Bruno ve Galilei'den birkaç yüz yıl önce.
 Türkler uzun yıllar astronomi, matematik, tıp ve psikoloji gibi bilimlere çok ilgi duymuşlar ve bu bilimleri medreselerde tartışmışlardır.
Kırşehir'de, Türkler ilk astronomi okulunu kurdular.
Türk-İslam kültür ve medeniyetinin en görkemli mimari özelliklerini yansıtan Caca Bey Medresesi, Selçuklu döneminin ilk astronomi okulu ve ilk rasathanesidir.
Selçuklular döneminde müspet ilimlerin ve dini ilimlerin öğretildiği bir fakülte olarak kullanılmış; Gökyüzünün, güneşin, ayın ve yıldızların hareketlerini inceleyen bir gözlemevi olarak yıllarca varlığını sürdürmüştür.
1200'lü yılların Selçuklu dünyasından Osmanlı dönemine geçiyoruz, Galata Kulesi'nin yanında Tophane semtindeyiz.
1575 yılında Osmanlı bilgini Takiyüddin tarafından İstanbul'da Tophane tepelerinde kurulan Takiyüddin Rasathanesi'ndeyiz.
Yani dinin dogmalarına karşı çıkıp bilimi savunan Giordano Bruno'nun yakılarak öldürüldüğü yıllardayız... 
  Dünya'ya yaklaşmakta olan bir kuyruklu yıldız görülür. Sultan III. Murat , Baş astronoma bu kuyruklu yıldızın bir sorun yaratıp yaratmayacağını sorar. Yanıt çok olumlu olur ve Takıyüddin kuyruklu yıldızın bolluk, bereket ve sağlık getireceğini söyler. Ne yazık ki bu yanıtın hemen ardından veba salgını başlar ve birçok insan ölür.
Tabii, bilimden uzak  sofu din adamları devreye girerek Takiyüddin'i suçlamaya başladılar. Vebanın, bu bilimsel çalışmaların sonucu olduğunu iddia ederler. En bağnazları ise, olayı iyice abartarak gözlemevi çalışanlarının gökyüzünde dolaşan meleklerin bacaklarına baktıklarını iddia ederler.
Sonuç olarak bilim kaybetmiş ve rasathane 1580 yılında, Şeyhülislam Kadızade'nin fetvası ve Sultan 3. Murad'ın emirleri ile gemilerden yapılan top atışları ile yerle bir edilmiştir.
Peki bu rasathaneyi top atışları ile kim yok etti? Kılıç Ali Paşa !!!

Peki kimdir bu paşa??

"Giovanni Dionigi Galeni" kim  ??? Tekrar ediyorum Giovanni Dionigi Galeni....

Calabrialı bir İtalyan, bir korsan .

  Türkçe adı İtalyanca Occhiali sözcüğünden zamanla dönüşerek  , Luccialì, Uluccialì ve sonuç olarak Uluç Ali olmuştur..

  Turgut Reis ve Piyale Paşa ile Akdeniz ve Ege'de birçok savaşa katılmış ve amiral rütbesine kadar yükselmiştir.

Ayrıca İtalyanların asla unutamadığı ve turlarımda bana hep hatırlattığı ünlü İnebahtı savaşına sol kanat komutanı olarak katıldı.
Sadece bir gün süren savaş, Osmanlı donanmasının yenilgisiyle sona erdi.
Uluç Ali Paşa, savaş sırasında düşmanı yenerek Malta şövalyelerinin kaptan gemisini ele geçirdi.

Savaşta hayatta kalan tek komutan oydu.

Savaştan sonra yarısı kendi filosundan, yarısı da Doğu Akdeniz limanlarından Osmanlı kadırgalarına dönüş yolunda katılan 80 gemiyle İstanbul'a geldi.
Kaptanların Kaptanı ya da Kaptan ı Derya ünvanını alan   Uluç Ali Paşa nın ismi de II. Selim tarafından  Kılıç Ali Paşa olarak değiştirildi.
Konuyu daha fazla uzatmayalım ...  Kılıç Ali Paşa ne yazık ki bilime karşı çıkan bağnaz kafaların emirlerine uyarak Takıyüddin Rasathanesini gemileriyle top atışına tutarak yok etmiştir. Rasathaneyi tahrip eden Kılıç Ali Paşa, 1581 yılında bir cami yaptırmış ve daha önce esir aldığı Don Kişot'un yazarı Cervantes'i de bu caminin yapımında işçi olarak çalıştırmıştır.

Giordano Bruno'nun nasıl öldüğünü tekrar hatırlayalım!! ?? Diri diri yakılarak... 

  Ancak Kılıç Ali Paşa yani bizim Calabriyalı Giovanni haremde en az beş kadınla birlikteyken yüreği dayanamadı ve çıplak cariyelerinin arasında öldü.

Şöyle bir şey hayal edin hiç bilmediğiniz dağlık bir yolda gecenin kör karanlığında araba kullanıyorsunuz. Virajlar ve uçurumlar sizi her an ölüme gönderebilir. Bu durumda aracın farlarını kapalı tutarsanız bu ölüm kaçınılmaz olur. Bilimin de biz insanlara yapmak istediği şey işte budur. Önümüzü aydınlatarak bizleri olası risklerden uzak tutmak.

Yüzyıllar boyunca din ve bilim sürekli bir çatışma içinde olmuştur ve bilim çoğu zaman dinin dogmalarının şiddetine maruz kalmıştır. Yıl 2021... umarım bu güzel ülkede dini dogmaların yükselişi bilimin ışığında son bulur ve hepimiz bilimim aydınlığına kavuşuruz. Aksi taktirde...!

bu da böyle bir hikaye idi

hoşça kalın bilgiyle ve bilimle kalın...

Nika Ayaklanması: Meşruiyet Krizinin Tarihsel Bir Örneği

  Yıl 532... İstanbul'dayız yani namı diğer Konstantinopolis... Tahtta I. Justinianus var: güçlü, reformcu, hırslı bir imparator. Karısı...