11 Ekim 2021

Baha ile Nemrut Dağı...

 




Saat sabahın ikisi. Adıyaman derin bir sessizliğin içinde. İnsanlar rahat yataklarında uyurken biz gezginler uykulu gözlerle minibüslerimize  biniyoruz...

Herkes tamam mı!? Battaniyesi olmayan var mı?.. Likörler, kağıt bardaklar, çikolata, fındık, fıstık da hazır... Sayı tamam yola çıkabiliriz. 

Uzun ve heyecanlı bir o kadar da yorucu bir yolculuktan sonra, gecenin karanlığında devasa boyutlarda bir tepenin simsiyah silueti önünde buluyoruz kendimizi. El fenerleri ile karanlığı yararak son etabı tırmanmaya başlıyoruz.

Acelemiz yok.. Yavaş yavaş tırmanıyoruz.. Ara ara soluk almak için durakladığımız zaman "Ey Antiochus! Başka yer mi kalmadı şu aşağıdaki ovada da bu dağın tepesine yaptırdın mezarını" diye söyleniyoruz. Ama göreceklerimizi düşündükçe daha çok heyecanlanıyor ve tırmanmaya devam ediyoruz.




Tıpkı 1881 yılında bu olağanüstü yeri ilk keşfeden Karl Sester gibi.

Osmanlı döneminin son yıllarıdır bu yıllar. Almanlar, İngilizler, Fransızlar, Ruslar, İtalyanlar ve Yunanlılar çeşitli bahanelerle Osmanlı topraklarına girmişler ellerine geçirdikleri değerli eserleri kendi ülkelerine taşımaktaydılar. Bergama'dan Zeus Altarı dahil olmak üzere Efes Artemisiomun'dan, Truva'dan Milet'den, Priene'den, Antalya'dan ve daha bir çok yerden ne buldularsa alıp götürmüşlerdi.

Alman Mühendis Karl Sester'de 1881 yılında Nemrut dağının zirvesinde gördüğü devasa boyutlardaki heykelleri İzmir Başkonsolosluğuna bir mektup ile bildirmiştir.




Kraliyet Akademisi, bu mektuba çok ilgi gösterir ve Otto Puchtein'ı Karl Sester ile birlikte Adıyaman'a gönderir. 1882 yılının mayıs ayında bölgeye ulaşan ekip, Nemrut Dağı'nın tepesinde bir tümülüs, tümülüsün doğu ve batı yanlarında oluşturulmuş teraslar üzerinde devasa heykeller ve çeşitli kabartmalardan oluşan eserleri görür. Otto Puchstein, Asurlulardan kalma olduğu iddia edilen bu büyüleyici eserler üzerinde çalışmaya başlar. Puchstein, doğu terasının  ilk heykelinin elinde tuttuğu gürzden Grek Tanrısı Herakles'in hep böyle betimlendiğini anımsayarak, bu eserlerin Asur kültürüyle ilgisi olmadığını anlar. Puchstein daha sonra heykellerin oturduğu taş blokların  arka yüzündeki Grekçe kitabeyi görür. Uzun çalışmalar sonunda kitabeyi çözen Puchstein, bu eserlerin Kommagene Uygarlığına ait olduğunu ve Kommagene Kralı I. Antiochus tarafından yaptırıldığını keşfeder.

Neden mi?? Çünkü o tablette şöyle yazmaktadır:

" Ata hükümdarlığını devraldığım zaman, tahtıma bağlı krallığı tüm tanrıların ortak yurdu yaptım. Onları, şekli temsillerini kendi soyumun talihli kökenlerinin geldiği Pers ve Helenlerin eski usullerine göre çeşitli biçimlerde yapmak suretiyle, kurbanlar keserek ve şölenler düzenleyerek eskiden beri insanlar arasında ortak bir adet olduğu üzere onurlandırdım" Antiochus Theos.

Kitabe Antiochus'un ağzından yazılmış olup, Nemrut Dağı'nın tüm sırrını ve Antiochus'un yasalarını içermektedir. Bu keşif tüm Kraliyet Akademisi'ni ve konuyla ilgi duyan çevreleri etkilemiştir.

Bunun üzerine ikinci bir gezi planlanmış, Otto Puchstein ile birlikte bir başka Alman mühendis olan Karl Humann ve o yıllarda İstanbul Arkeoloji Müzesi'nin kurucusu olan Osman Hamdi Bey de bu çalışmalara katılmıştır.

Bu arada, Karl Humann'ı Bergama tapınağını keşfeden ve onu parça parça söküp Almanya'ya götüren bir kişi olarak anımsayalım.

Bu ilk araştırmalardan sonra 1953 yılında bu dağın tepesine bir kadın gelir ve çalışma koşullarının zorluğuna rağmen 80'li yıllara kadar burada çalışır. Bu kadın Amerikalı arkeolog Theresa Goell'dir. Ömrünü bu dağa adamış ve hatta ölümünden sonra vasiyeti üzerine külleri Nemrut'a serpilmiştir. Antiocos'su her ziyaret edişimde Theresa Goell'i de saygı ile anarım.




Theresa Goell yalnız değildi onunla birlikte Arsamea'yı keşfeden Friedrich Karl Dörner'de kazı çalışmalarına yardımcı olmuştu.    Bu ikilinin uzun yıllar yaptığı çalışmalar sonucunda Nemrut Dağı neredeyse bütün dünyanın tanıdığı bir merkez olmuştur.

1986 yılından sonra ise kazı çalışmaları Dörner'in öğrencisi olan Sencer Şahin tarafından yürütülmüştür.

Şahin ,çalışmalarını özellikle tümülüsün iç yapısının araştırılması ve Antiochus'un mezar odasının yerinin saptanması üzerine yoğunlaştırmıştır. 1989 ile 1992 yılları arasında Alman jeofizik mühendisi Tomm Utecht ile birlikte yaptığı araştırmalar sonucunda mezar odasının  yeriyle ilgili önemli bulgular elde etmiştir.

Kommagene Uygarlığının ortaya çıkmasını sağlayan kazılar, Nemrut Dağı'ndan başka Arsameia, Samsat ve Fırat Havzasında gerçekleşmiştir. Tüm bu bölge Milli Park ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

Yunanca "Genler Topluluğu" anlamına gelen Kommagene, adına uygun olarak Grek ve Pers Uygarlıklarının inanç, kültür ve geleneklerinin bütünleştiği güçlü bir krallıktır. Bu krallık Kuzey Suriye ile Doğu Toroslar arasında kalan topraklardan oluşmaktaydı. Toros Dağlarındaki çeşitli yolların birleştiği bir noktada bulunması krallığa stratejik bir önem kazandırmıştır.

Kommagene Uygarlığına ait yazılı tarihe ilk kez İ.Ö. 850 'lerde rastlanmıştır. Ancak bölgenin ilk çağlardan beri yerleşim alanı olarak kullanıldığı, civardaki barınma yeri olarak kullanılan mağara ve arkeolojik buluntulardan anlaşılmaktadır.

Bu bölgenin İ.Ö. 2000 yılının ortalarına doğru, Anadolu topraklarının bütün bölümü gibi Hitit İmparatorluğunun egemenliği altına girdiği tahmin edilmektedir...




İ.Ö. 866 tarihinde Asur Kralı II. Assurnnasirpal'in yazdığı metinlerde Kommagene Krallığının öncesi olarak kabul edilen Kummuh ülkesi ifadelerine rastlanmaktadır. Bu  belgelere göre Kummuh Krallığı Asurlulara ülkenin zenginliğini gösteren gümüş, altın ve sedir ağacı gibi haraçlar vermekteydi. Kummuh, Asurlularla iyi geçiniyor ve bunun karşılığında kendisine toprak hediye ediliyordu. Komşu ülkelere karşı askeri koruma sağlanıyordu. Asurlularla iyi geçinmelerine rağmen yüzyılın sonlarına doğru İ.Ö. 711 lerde Kummuh'ta bir isyan meydana gelir. Asur Kralı II.Sargon'a ait bir metinde Kummuh'un fethedildiği ve 62 şehrin ele geçtiğinden söz eder. Bu, Antik Kommagene topraklarının bugünkünden çok daha geniş bir alana yayıldığını ortaya koymaktadır.

İ.Ö. 605 yılında Kummuh yeni Babil Kralı Nebukadnezar tarafından fethedilir ve Babil İmparatorluğuna katılır. Bundan sonraki yarım yüzyıl Kummuh ile ilgili yazılı belge bulunmadığından bu dönemin oldukça sakin geçtiği söylenebilir.  

.........

İ.Ö. 6. yüzyılın ortalarına doğru Kommagene toprakları Pers İmparatorluğuna geçmiştir. Böylece Ermeni Satraplığının bir parçası olup, Orontidler Satraplığının soyundan gelenler tarafından yönetilmiştir. Nemrut Dağı'ında I. Antiochus'un yaptırdığı kabartmalar dizisine bakıldığında, I. Antiochus'un atası olarak, Orontes'in kabartması da yer almaktadır.

Büyük İskender'in Persleri mağlup etmesi ile Anadolu'ya gelen Makedonların Perslerle kaynaşması mümkün olamamıştır. Bundan sonra (İ.Ö. 323) Kommagene Bölgesinin idaresi Grek-Makedon yöneticilerinden oluşmuştur......

İ.Ö. 2. yüzyıl başlarından itibaren Roma, Anadolu'da büyük İmparatorluk olarak belirgin bir şekilde kendini göstermeye başladı. Bu arada Kommageneli Ptolemaios, o sırada bölgeye egemen olan Seleukos Krallığına başkaldırarak bağımsızlığını ilan etti.

Bu döneme ait yazılı belge bulunmamakla birlikte, Kommagenenin kralları II. Samos (İ.Ö. 130 -109) ve I. Mithridates Kallinikos (İ.Ö. 109-69) akılcı kan bağları politikaları izleyerek, güçlü komşularının askeri müdahalelerine karşı korunmayı başarmışlardır.

Bölgede İ.Ö. 1. yüzyılın 1. yarısında, Fırat Nehri ile Hazar Denizi arasında kalan bölgede yer alan Ermeni Krallığı daha da güçlendi. Ancak Kommagene Kralı Ermeni Krallığı ile de ittifak yapmayı başardı. İ.Ö. 69 yılında Romalıların dostu oldu.

Görüldüğü gibi bu küçük ülkenin kralları, güç dengesindeki değişikliklere anında uyum sağlamasını bilmişlerdir. Ancak Kommageneliler İ.Ö. 109 a kadar uydu krallık olarak yaşamlarını sürdürmüşlerdir........




Antik dünyanın küçük ancak güçlü ülkesi Kommagene, baba tarafı Pers Krallarından "Krallar Kralı" olarak anılan Darius ile ,anne tarafı Makedonya Hükümdarı Büyük İskender ile akraba olan bir prensin oğlu Mithridates Kallinikos tarafından, İ.Ö.109 yılında bağımsız bir krallık olarak kurulmuştur.

Kral Mithridates, farklı topluluklardan meydana gelen ve ayrı inanç ve kültürlere sahip Kommagenelilerin arasındaki birliği sağlamak konusunda büyük başarı sağlamıştır.

Her yıl ataları onuruna düzenlendiği Greklerin olimpik oyunlarına benzer etkinlikler, Mithridates'e olan güveni artırdı ve kendisine "mağlup eden, muzaffer" anlamına gelen "Kallinikos" ünvanı verildi. Mithridates Kallinikos, tanrılarla olan bağını kuvvetlendireceği ve böylece ulusunu barış içerisinde yaşatacağı inancı ile ülkesinin çeşitli yerlerinde tapınaklar yaptırmıştır.

I. Antiochus Dönemi:

Nemrut Dağı ve iki Arsameia şehrindeki kült yapıları ile Kommagene Krallarının en ünlüsü olan I. Antiochus devri (İ.Ö.69-38) krallığın en refah içinde yaşadığı dönemdir.

İ.Ö. 64 yılında Romalı hükümdar Pomoeus tarafınadan Anadolu Krallıklarına yapılan müdahaleler, Kommagene'de herhangi bir değişikliğe neden olmuyordu. Hatta I.Antiochus, Romalılara gösterdiği sadakat neticesinde toprak ile ödüllendirilmişti.

Diğer taraftan Hazar Denizinin doğusunda yer alan Part İmp. sınırları batıya doğru genişletince yeni bir tehlike oluşturmaya başladı.I. Antiochus kızını Part Kralı II. Oroden ile evlendirince Kommagene yeniden denge unsuru oldu.

I.Antiochus, dış politikadaki zor döneme rağmen, krallığını ekonomik ve kültürel yönden en üst seviyeye çıkarmasını bildi. Kendi mezarını Nemrut Dağı'nın zirvesine, babası Mithridates I. Kallinikos'un mezarını ise Arsameia'da Eski Kahta Çayının kenarına yaptırmıştır. Anıtın üzerindeki uzunca kitabeler, bugün hükümdarım şanını ve tanrısallığını yansıtmakta, ayrıca ataları, dinleri ve kült uygulaması hakkında bilgi vermektedir.




Son dönem

Kommagene Krallığının parlak dönemleri, Antiochus'dan sonra yerine geçen halefleri tarafından devam ettirilememiştir. I. Antiochus'un yerine geçen oğlu, II.Mithridates'in kardeşi II.Antiochus tarafından tahtan indirilmek istenince, Roma Senatosu tarafından cezalandırılır ve idam edilir. İ.S. 29 yılında artık Kommagene Kralları Roma tarafından atanmaktadır.

Kommagene  son olarak IV. Antiochus döneminde bağımsız kalır. Ancak İ.S. 72 de Romalıların Kommageneyi istila etmesi ile 200 yıl süren krallığın bağımsızlığı sona erer. Bu tarihten sonra Kommagene toprakları Suriye'nin bir parçası olarak tarihteki yerini almıştır.




Tümülüs...

Anadolu'nun bir çok yerinde yüksek tepeler üzerine inşa edilmiş mabetler bulunmaktadır. Bütün uygarlıklar tanrılarına ibadet için dağların tepelerini seçmişler, dağ olmayan yerlerde ise yapma tepecikler ve onların üzerine mabetler inşa etmişlerdir.

Toros sıradağları üzerine 2150 m yüksekliğinde, Fırat nehri geçitlerine ve ovalarına hakim bir tepe olan Nemrut Dağı bu anlamda Anadolu'nun en görkemli antik ibadet yeri olarak ifade edilebilir. Nemrut Dağı'nın tepesinde, küçük ancak barışcıl ve zengin bir ülke olan Kommagene 'nin tanrıları tasvir edilmiştir.




Gündoğumunun ve günbatımının muhteşem bir şekilde izlenebildiği bu tepede, Kommagene Kralı I. Antiochus kendisi için görkemli bir anıt mezar, mezar odasının üzrine kırma taşlardan oluşan bir tümülüs ve tümülüsün üç tarafını çevreleyen kutsal alanlar inşa ettirmiştir. Doğu, batı ve kuzey terasları olarak adlandırılan bu alanlardan doğu ve batı teraslarda oldukça büyük boyutlarda, heykeller, kabartmalar ve yazıtlar bulunmaktadır. Tanrıların tasvir edildiği beş heykelin arasında Antiochus'un da heykeli yer almıştır.




Doğu ve batı teraslardaki yazıtlarda, bu muhteşem eserlerin yapımı ile ilgili I. Antiochus'un şu sözleri bulunmaktadır: "Gerçekten tanrılara layık bu heykelleri ben yaptırdım; Zeus - Oromasdes'in, Apollon - Mithras, Helice, Hermes'in, Artagnes - Herakles, Ares'in heykellerini vatanımın bir sembolü olarak herşeyi besleyen Kommagene'nin bir suretini. Aynı taştan yontulmuş olarak ve onlarla birlikte tahta oturur şekilde kendi şahsımın bir suretini de herşeyi duyan tanrıların yanına diktirdim..."

Antiochus, yine bu yazıtlarda tümülüsün altında ölümünden sonra sonsuza dek huzur içinde yatmak istediği kutsal mezarının olduğunu da ayrıca belirtmektedir.

Tümülüs

I.Antiochus'un yaptırdığı mezar odasının üstünü kaplayan tümülüs 30.000 metre küp kırma taşın yığılması ile oluşmuştur. Önceleri 60 m. yüksekliğinde olan tümülüsün seviyesi, zaman içerisinde doğal etkenler ve araştırmalar sırasında kullanılan tahrip edici yöntemler nedeni ile 50 metreye kadar düşmüştür.




Mezar Odası

Yapılan saptamalara ve Antiochus'un bizzat kitabelerde ifade ettiğine göre, tümülüsün içinde  mezar odası bulunmaktadır. Bazı arkeologlar mezar odası ile ilgili bir başka görüş olarak, sadece Kral Antiochus'un değil onun yanında babası Mithridates Kallinikos'un ve dini liderlerinin de mezarı olduğu görüşünü savunmaktadır.

Bu görüşe göre, tümülüsün en alt kısmında ve ortasında olan mezar odasında üç kral yan yana yatmaktadır. Giriş, heykellerden birinin ayakları altından yapılmakta, bir tünelle mezar odasına ulaşılmaktadır. Motiflerle süslü olan mezar odasının yüksekliği 2.90 m. çapı 5.40 metredir. Cesetler büyük olasılıkla mumyalanmıştır.

Mezarın giriş kapısı, Romalıların Kommageneliler için tehlike arz etmeye başlamasından sonra kapatılmıştır. O tarihten itibaren yapılan bütün girişimlere rağmen mezara girmek mümkün olamamıştır.

1990 ve 1992 yıllarında yapılan bilimsel araştırmalar mezar odası hakkında geniş bilgiler ortaya çıkarmıştır. Odanın içinde Kommagene Uygarlığına ait pek çok bilgi ve bulgu elde edileceği sanılmaktadır.




Teraslar

Heykellerin bulunduğu doğu ve batı teraslarının her ikisinde de aynı sırada yer almış 5 tanrı heykeli vardır. Teras zemininden 7m. yükseklikte, tahtların üzerine oturmuş bulunan heykellerin her biri 7-8 ton ağırlığındaki taş bloklardan oluşmuştur. Heykel parçalarını taşıma kolaylığı için başların ve bazı blokların her iki anında kare oyuklar bulunmaktadır.

Heykeller bir aslan ve bir kartal heykeli ile başlar ve aynı düzende son bulur. Hayvanların kralı olan aslan yeryüzündeki gücü, tanrıların habercisi olan kartal ise göksel gücü sembolize eder. 

Heykeller her iki tarafta da şu şekilde sıralanmıştır:

Kral I Antiochus (Theos)

Fortuna (Theichye - Kommagene )

Zeus (Oromasdes)

Apollo (Mithras - Helios -Hermes )

Herakles ( Ares - Artagnes )

Kral Antiochus'un tanrı heykellerinin yüzünü doğuya ve batıya çevirmesini, onun Pers ve Grek medeniyetlerini bütünleştirme idealine dayandığı söylenebilir.

Antiochus, kayalara yazdırdığı kitabelerinde anne tarafından Büyük İskender'den (Makedonya) baba tarafından ise, Darius'dan (Pers) geldiğini ifade eder. Atalarından gelen bu etnik farklılığı birleştirerek, kültür zenginliği haline dönüştürme gayretini burada da sürdürmüştür. Antiochus un bu çabası tanrı heykellerinin isimlerini hem Grek hem de Pers dili ile ifade etmesinden de anlaşılabilir.





Doğu Terası

Kommagene ülkesinde güneşin doğuşunu ilk gören yer olan ve sert kayalardan oluşmuş merdivenli yollardan çıkılan Doğu Terası; tanrılar galerisi, atalar galerisi ve sunaktan oluşur. Tanrılar galerisindeki devasa tanrı heykelleri anıt mezara sırtını dönmüş biçimde sıralanmıştır.

Heykellerin kuzey ve güney tarafında kum taşından yapılmış Kral I. Antiochus'un atalarına ait kabartmalar vardır. Atalar galerisi olarak tanımlanan bu kabartmaların üzerinde kimliklerine ait bilgiler de yer alır.

Büyük ölçüde tahrip olmuş durumdaki kabartmalardan güneydekiler Kral Antiochus'un "anne" tarafından gelen atalarına, kuzeydekiler ise "baba" tarafından gelen atalarına aittir.

Tanrılar galerisinin karşısında, terasın en doğu ucunda geniş bir ateş sunağı bulunmaktadır. Dört basamaklı merdivenle çıkılan sunak restore edilerek bugünkü durumuna getirilmiştir.




Tanrılar galerisinin beş heykelinden biri olan Antiochus, güney uçta ilk sırada yer almaktadır. Kraliçe Laodike soyundan gelen Mithridates Kallinikos'un oğlu olan I. Antiochus kendisini tanrılarla aynı düzeye görerek heykelini bu sıralamaya dahil etmiştir. Antiochus heykelinin başında kralların giydiği "diademi" ve kurdeleleri olan, beş uçlu bir taç (Tiara) vardır. Ayağına Pers çizmeleri giymiştir ve elinde bir ılgın demeti tutmaktadır. 

2. Heykel Kommagene - Fortuna yani şans, uğur ve bereket anlamındadır.

Tanrılar arasındaki tek kadın figürü olan Kommagene heykeli, Kommagene krallığına özgü bir tanrıçadır. Bir demet buğday, üzüm, nar ve kiraz gibi meyvelerle süslü tacı, bolluğu ve bereketi simgeler. Tanrıça ayağına uzun çizmeler giymiştir. 

Sol elinde içi meyve ve çiçek dolu bir çelenk, sağ elinde bir kısmı kucağına düşmüş meyve dolu bir sepet tutmaktadır.

1882 yılında Nemrut keşfedildiğinde gövdesi üzerinde duran tek heykel olan Kommagene, 1960 ların başında yıldırım çarpması sonucu yere yıkılmıştır.





3. Heykel Zeus-Oromasdes, heykellerin arasında en uzun olanıdır.

Tanrıların tanrısı Kronos'un oğlu, baş tanrı ve gökler hakimidir. Doğu mitolojisindeki Oromasdes ile aynı tanrıdır. Grubun tam ortasında yer alan Zeus, hiyerarşik üstünlüğe uygun olarak yanındaki heykellere göre daha büyük yapılmıştır. Tahtının ilk basamağı da diğer tanrılarınkinden daha yüksektir. 31 parça taş bloktan oluşan Zeus'un heykeli üzerinde uzun kollu tunik ile pelerin, kafasında yıldızlarla süslü bir taç bulunmaktadır. Tacındaki yıldız kabartmaları, Zeus başını diğer tanrıların başından farklı kılmaktadır. Sol elinde tuttuğu ılgın demeti, Pers dininde kurban törenlerinde yakılan kutsal ateşi temsil etmektedir. Zeus'un yüzü sakalla örtülüdür.

4. Heykel Apollon-Mithras, Anadolu mitolojisinde baş tanrı Zeus'un oğlu olup, ışık ve güneş tanrısıdır. Eski Hint ve Pers mitolojilerindeki Mithras ile aynı tanrıdır. Heykel tonlarca ağırlığındaki 27 parçadan oluşur. Apollon, Zeus gibi uzun kollu bir tunikle pelerin giymiştir. Sol elinde bir ılgın demeti tutmaktadır.

Taçlı olan başı diğerleri gibi yere düşmüş durumdadır. Bu baş daha önce Humann ve Puchstein tarafından Kral Antiochus' a sanılmış, fakat sonraki incelemelerde ve özellikle tacı nedeniyle Apollon olarak belirlenmiştir.





5. Heykel Herakles, Anadolu'da Herkül adıyla anılır. Kuvvet ve kudretin sembolü olan Herakles tanrı Zeus'un oğludur. Antik Doğu mitolojisindeki Artagnez - Ares ile aynı tanrıdır. Diğer heykeller gibi tümüyle giyimli, Zeus gibi sakallıdır. Başında tören başlığı, elinde ise gürz ve aslan postu bulunmaktadır.

Heykellerin her iki yanında içte yer alan kartal, Kommagene ülkesinin kutsal  varlığı ve sembolüdür. Kartal, tanrıların habercisi olup göksel gücü temsil etmektedir.

Kartalların yanında duran aslan; yeryüzünün hakimi, ülkenin koruyucusu ve sembolüdür. Daima tanrıların ve kralların yanında olup onlara bekçilik etmektedir. Ateş sunağının yanında da yeşil kum taşından yapılma aslan heykeli durmaktadır.

BATI TERASI

Doğu terasına benzer şekilde yapılmış bu teras, diğerine göre daha fazla tahrip olmuş durumdadır. Tanrılar galerisindeki heykel sıralaması ve heykellerin arkasındaki kült yazısı bazı detaylar hariç aynıdır. Farklılıklar, aslında bu heykellerin değişik heykeltraşlar tarafından, değişik yöntemlerle yapılmış olmasından kaynaklanmış olabilir. Tanrı sıralaması doğu terasına benzer olarak aşağıdaki gibidir;

Kral I. Antiochus (Theos); Fortuna (Theichye-kommagene-Tanrıça) Zeus (Oromasdes); Apollo (Mithras-Helios-Hermes) Herakles (Ares-Artagnes).

Bu terasta tanrı başlarıyla birlikte gövdeleri de tamamen teras alanına dağılmış durumdadır. Tanrıların heykellerinin her iki yanında bulunan kartal ve aslan heykelleri de ciddi anlamda tahribata uğramıştır.




Doğu terasından farklı olarak, tanrılar galerisinin kuzey ucunda, aynı hizada kumtaşından yapılmış 5 kabartma (rölyef) bulunmaktadır. Doğal etkenlerden dolayı tahrip olan kabartmalar 1984 yılında bir kez restorasyon görmüş, orijinal yerlerine konmuştur. Bu kabartmaların dördünde Kral Antiochus tanrılarla selamlaşmakta, diğerinde ise aslanlı bir kabartma bulunmaktadır.

Aslan Horoskop olarak bilinen bu kabartma, 25.000 yılda bir meydana gelen astrolojik bir olayın sembolize edilmiş halidir.

Kabartmalar  üzerinde tanrılarla selamlaşan Kral Antiochus, aynı zamanda kendisini tanrılar mertebesine çıkarmaktadır.

Antiochus,

1. kabartmada tanrıça Kommagene ile,

2. kabartmada apollon- Mithras ile,

3. kabartmada Zeus -Oromasdes ile,

4. kabartmada ise Herakles-Artagnes-Ares ile birlikte temsil edilmiştir.

Batı terasta, kuzeyde yer alan atalar galerisi, doğu terastan faklı olarak tanrılar galerisinin karşısında bulunur. Güney uçtaki atalar galerisi, doğu terastaki gibi yine güneyde yer almıştır.




Batı terastaki atalar galerisinde yer alan Kral I. Antiochus'un atalarının kabartmaları kuzeyden güneye şu şekilde sıralanmıştır:

   Baba tarafı -Pers Ataları

1-  I. Darius Krallar Kralı İO 522-486

2-  I. Xerxes                        İO 486-464

3-  I. Artaxerxes                 İÖ 464-425

4- II.Darius Ochos             İÖ 425-404

5- II.artaxerxes mnemon   İÖ 404-359

6- I.Orontes (aroandes)      İÖ 401-

7- Prensesn thodogune (Orotesle Evli)

8- İsmi Bilinmiyor

9-

10- I. Samos                         İÖ 250-

11- Arsames                          İÖ 230-

12- İsmi bilinmiyor              İÖ 223-187

13- Ptolemaios                      İÖ 163-130

14- II Samos                          İÖ 130-109

15- I. Nithridates Kallinikos İÖ 109-86


Kabartma :Anne Tarafı -Makedon Ataları

1-  Büyük İskender                   İÖ 356-323

2- I. Seleukos Nikotar              İÖ 304-327

3- I. Antiochus Soter                İÖ 279-362

4- II.Antiochus Theos              İÖ 261-246

5- II. Seleukos Kallinikos         İÖ 246-225

6-III.Seleukos Soter                 İÖ 225-223

7-III.Büyük Antiochus             İÖ 223-187

8-IV. Seleukos Philopator       İÖ 187-176

9-IV.Antiochus Eplphanes      İÖ 176-164

10 I.Demitrios Soter                İÖ 162-150

11 II.Demitrios Nikator            İÖ 145-125

12 Prenses Kleopatra Thea,II. Demitrios ile evli

13 Prenses Tryphaina, VIII.Antiochus ile evli

14 Prenses Laodikea Thea I. Mithridates ile evli

15 Prenses Isias Philostorgos I. Antiochus ile evli

17 I Antiochus Theos                   İÖ 86-38





KUZEY TERASI

Doğu Terasından Batı Terasına geçmek için kullanılmış olan kuzey terasta herhangi bir heykel bulunmamaktadır. Teras 85 metrelik bir mesafe ile, üzerinde hiç bir kitabe ve figürün bulunmadığı kumtaşlarından oluşan bir duvarla çevrilmiştir. Fazla tahrip olmayan kumtaşları yere yıkılmış durumdadır. Kuzey Terasının kült seremonileri  sırasında bir toplanma yeri olarak kullanıldığı sanılmaktadır.

Bazı araştırmacılar ise Kral I. Antiochus'dan sonra tahta geçecek kralların kullanımı için tahsis edildiğini tahmin etmektedirler.


KUTSAL YASA  -- NOMOS


Doğu ve batı terasın her ikisinde de tanrı heykellerinin tahtlarını oluşturan taş blogların arkasında Grek harfleriyle yazılmış, 237 satırlık uzun bir kült yazıtı (Nomos) bulunmaktadır. Antiochus'un ağzından yazılmış vasiyetname niteliği taşıyan yazıtta, bu kutsal alan hakkında bilgiler ve kültün uygulanmasıyla ilgili hükümler yer almaktadır.

" Gelecek Nesillere Vasiyetimdir"

  Antiochus Theos

"... Ata hükümdarlığını devraldığım zaman ... Tahtıma bağlı Krallığı tüm tanrıların ortak yurdu yaptım. Onları, şekli temsillerini kendi soyumun talihli köklerinin geldiği Pers ve Helenlerin eski usüllerine göre çeşitli biçimlerde yapmak suretiyle, kurbanlar keserek ve şölenler düzenleyerek, eskiden beri insanlar arasında ortak bir adet olduğu üzere onurlandırdım...

...Zamanın tahribine dirençli bu tapınaksal mezarın temellerini göksel tahtların yakınında atmaya karar verdiğimde, bu kutsal mekan, sadece ileri yaşıma rağmen hala sıhhat ve selamet içinde olan bedenimi saran kılıfa, tanrının sevdiği ruhum Zeus-Oromasdes'in göksel tahtlarına yolcu olduktan sonra, ebedi bir istirahatgah olsun istemedim; buranın aynı zamanda bütün tanrıların ortak tahtları olmasını da kararlaştırdım....

  ....Çünkü benim çabalarım sonucunda ortada sadece kahraman atalarımın şu gördüğün resim dizeleri bulunsun istemedim; daha çok da, bu kutsal tepe üzerinde tanrıları temsil için kutsanarak dikilen ilahi bir figür, artık ıssız kalmayacak bu mekanı tanrılar karşısında ifa ettiğim dindarlığın bir kanıtı olarak görsün istedim...

   ....İşte, gördüğün gibi, tanrılara gerçekten layık oldukları bu heykelleri diktirdim: Zeus Oromasdes'in, Apollon Mithras, Helios Hermes'in, Artagnes Herakles Ares'in ve her şeyi besleyen vatanım Komagene'nin heykelleri...

  ....Aynı taştan ve aynı tahtlar üzerinde duaları işiten tanrıların yanına kendi heykellerimi de koydurttum. Böylece ulu tanrıların ezeli saygınlığını kendi genç bahtıma çağdaş kıldım...

  ....Sonsuz zaman kaderin bir cilvesiyle tüm insanlar arasından hangi soyu bu ülkenin mirasına oturtursa, o insan soyu için bu kanını korumak bir vecibe olmalıdır...

 ....Bu sunaklar üzerinde bol bol tütsü ve kokulu otlar sunmalı ve besili kurbanlıkları tanrıların ve bizlerin onuruna yaraşır biçimde kurban etmeli, kutsal masaları uyarınca bol ziyafet malzemesiyle donatmalı ve testileri suyla karıştırılmış bol miktarda şarapla doldurmalıdır...

 ...Buraya gelen yerli ve yabancı bütün ahaliyi büyük bir ihtimamla karşılamalı ve bir araya gelen cemaate herkesin eşit derecede keyif alacağı bir şölen hazırlamalıdır...

 ...Her bir kimse, kutsal günlerde kafi miktarda yiyecek içecek alabilmek için, gözetlendiği hissine kapılmaksızın şölenin keyfini çıkarsın ve dilediği köşede, istediği kadar yiyip içsin. Tapınak hizmetine sunmuş olduğum içki kupalarını ise, ancak kutsal alanda birlikte bulundukları sürece kullanabilirler...

 ...Her kim ki ama, bu düzenin kutsal geçerliliğini ya da ölümsüz iradenin teyid ettiği rahmet abidesini bozar ya da zarar verir ya da gerçek anlamını değiştirmeye yeltenirse, yalnız kendisi değil, aynı zamanda tüm soyu sopu rahmetli atalarımın ve tüm tanrıların hışmına uğrasın....




  ....Tanrılara ve atalara karşı gösterilmesi kutsal bir görev olan dindarlığın bir örneğini ben, birçok diğer vesileler ile olduğu gibi, buradaki eserlerimle de çocuklarımın ve torunlarının gözleri önüne sermiş bulunuyorum ve inanıyorum ki, onlar bu güzel örneklere özenip soyumuzun geleneksel onurlarını sürekli artıracak ve bana benzer biçimde kendi yaşamlarının doruk noktasında soyumuzun ününe ün katacaklardır...

 ...Pers ve Makedonya ve Kommagene ülkesindeki bütün tanrıların ilgi ve rahmetinin böyle hareket edenlerin üzerine olmasını niyaz ediyorum...

 ...Zamanın akışı içinde her kim, bu ister bir kral ister bir hükümdar olsun, bu ülkenin yönetimini devraldığında bu kanunu korur ve sürdürürse, benim hayır dualarımla, tüm rahmetli atalar ve tanrılar ondan razı olsun; bu kanuna karşı gelen ve tanrılara saygısızlıkta direnenin ise her türlü felaket başına gelsin...


ASLAN HOROSKOP

Batı terasında yer alan, Puchstein'in ilk gördüğünde bir horoskop olarak ifade ettiği, Humann'ın bir alçı kopyasını çıkaracak kadar önemli bulduğu bu aslanlı kabartmanın gerçek tanımlaması henüz kesinlik kazanmamıştır.

Bilinen şudur ki, Nemrut Dağı batı terasında bulunan Aslan Horoskop dünyada bilinen en eski horoskoplardan biridir. Kabartma üzerinde 175 cm. boyunda 240 cm. eninde sağa doğru yürüyen bir aslan figüre edilmiştir. Aslanın gövdesi üzerinde 19 yıldız, 3 gezegen ve boynunun altında bir hilal bulunmaktadır. Yıldızlar sekiz ışınla karakterize edilmiştir. Kuyruktan sırt kısmına doğru dizilen 3 gezegen sırayla Mars, Jüpiter ve Merkür'dür. Bunlar 16 ışınlıdır. Gezegenlerin isimleri yanlarına yazılmıştır. Aslanın  boynundaki Hilal figürünün üstünde bir yıldız bulunmaktadır. F. Karl Dörner'in Nemrut'a ilk çıktığında sağlam durumdaki horoskop için, 1987 yılında yazdığı kitabında şu yorumu yapmıştır: " Nemrut Dağı'ındaki aslan kabartması buradaki kutsal alanın kuruluş horoskopudur. Antiochus bu kabartma ile kendinden sonraki çağlara, "zamanın zararlı etkileriyle tahrip olmayacak " bu anıtın  ne mutlu tesadüflerin ve şartların bir araya geldiği bir anda gerçekleştirildiğini göstermek istemiştir.

Çok eski bir Grek inancına göre en seçkin ve kusursuz ölümlüler, tanrılar arasına alınır, daha sonra takım yıldızı olarak insanlara ışık saçarlardı...




Kral Antiochus, gökyüzündeki büyük gezegenlerin yakın komşusu Regulus yıldızını kendi kral yıldızı ve kişiliğinin bir simgesi olarak seçmişti. Hilal de muhtemelen ülkesi Kommagene'yi tasvir ediyordu. Bu aslanlı horoskopta, Kralyıldızı Antiochus, tanrısal takım yıldızları arasına alınmıştır. Gökteki bu konstellasyon,Kral Antiochus'un her iki terasta oturan devasa tanrı heykelleri arasında da aldığı yeri doğrulamaktadır. Antiochus tanrı olmuştur".


 Bu yoruma göre; aslanın boynundaki hilalin üstünde yer alan yıldız Kommagenelilerin yıldız olan Regulus'dur.

 Aslanın sırtındaki gezegenlerden Mars Herakles'i, Merkür Apollo'yu, Jüpiter Zeus'u; aslanın boynundaki  hilal ise Kommagene ülkesini temsil etmektedir.

 Arkeologlar ve astrologlar iki bin yıl önce yapılan bu horoskopun gerçek tarihini öğrenmek için çeşitli araştırmalar yapmışlardır. Önceleri I.Antiochus tarafından yapılmış olabileceği düşüncesiyle sürdürdükleri çalışmalar sonunda bu kabartmanın, İÖ 62 yılının 7 Temmuz günü saat 19.30 'da meydana gelen astrolojik olayın, aslan üzerine işlenmesi olduğu fikrine varmışlardır. Ancak aslan üzerindeki kitabelerin Antiochus'dan daha önceki tarihlerde yazılması astrologları yeni araştırmalara yöneltmiştir.

  Yapılan son çalışmalarla Aslan Horoskopun üzerindeki astrolojik olayın İÖ. 109 yılının 14 Temmuz günü, saat 19.30 da meydana geldiğini kabul etmişlerdir. Bu astrolojik olay Mars, Merkür, ay ve Jüpiterin peşpeşe Regulus'un yanından geçtiği andır.

 Aslan Horoskopun üzerindeki bu komposizyon 25.000 yılda bir meydana gelmekte olup, bu da Kommagene Krallığının bağımsızlığını ilan eden Kral Mithridates Kalinikos dönemine rastlamıştır.

 Bu horoskop, tarih öncesi çağlarda Kommagenelilerin de Grekler, Hintliler ve Mezopotamyalılar gibi astroloji hakkında oldukça geniş bilgiye sahip olduklarını göstermektedir.


  NEMRUT MİLLİ PARKI

Ülkemizde 46 adet  Milli Park bulunmaktadır. Nemrut Dağı Milli Parkı, dünyanın 8. harikası olarak adlandırılan, UNESCO tarafından dünya kültür mirası olarak ilan edilen zengin tarihi varlıkları bünyesinde barındırmaktadır. Karakuş Tepesi'nden başlayarak Nemrut Dağı Ören yerlerini kapsayan 13.850 hektarlık alan Nemrut Dağı Milli Parkını oluşturmaktadır. Bu alan içerisinde 12 adet gelişim projesi mevcuttur.


   ARSAMEIA

Kral I. Antiochus kitabelerinde Eski Kahta Kalesi'nin karşısında kurulu olan, Kommagene Krallığının başkenti Arsameia kenti hakkında şu şekilde bahsetmiştir:

" Tükenmez kaynaklardan beslenen  çift memesinin ortasında Nymph nehrini barındıran ve bu Arsameia'yı benim atam Arsameia kurdu. Bu şehir kendiliğinden iki tepeye ayrılmıştı. Arsameia çoşkun bir nehrin kutsal sularını yöredeki bir uçuruma akıp gittiğini görerek, şehrin iki zirveli vücudunu iki yandan bir duvarla çevirdi. Yörenin tabiat şartlarına uygun olarak iki yakalı bir şehir oluşturdu ve lütfedip buraya Arsameia adını verdi.




İhtimamını ve gerekli araçların sağlanması sayesinde, kalelerin aşılmaz yapısını kuvvetlendirerek ülkede hiçbir zaman ele geçirilemeyen bir askeri üs kurdu. Ve savaşta hayatımızı koruyabileceğimiz tehlikesiz bir sığınak yarattı."

Kitabelerden çıkan sonuca göre, Eski Kahta Çayı (Nymphois) kıyısındaki sarp kayanın üzerine kurulmuş bulunan Arsameia, İÖ 2. yüzyılın başlarında, Kommagenelilerin atası Arsameia tarafından kurulmuş olup Kommageneliler tarafından geliştirilmiştir; Krallığın yazın kullandığı başkenti ve idare merkezidir.

Arsameia, Kommagene Uygarlığına ait pek çok eser barındırmaktadır. Kommagenelilerin bağımsızlığını sağlayan I.Mithridates Kallinikos için yaptırılan Hierotezyon  burada bulunmaktadır. Anadolu'nun en büyük ve en eski kitabesi yine Arsameia'da bulunmakta olup, bu kitabede Kommagene tarihi hakkında geniş bilgiler yer almaktadır.

Kente güneydeki tören yolundan girilmekte olup, hemen kenarında yol gösterici olarak adlandırılan Apollo-Mithras'ın kabartması bulunmaktadır. Onu takiben su sarnıcı, sarnıcın önünde tanrılara ait kabartmalar, güneyde sarp kaya içine oyulmuş kaya odaları bulunmaktadır. Yukarı doğru çıkıldığında heykel gibi yapılmış olan 3.34 m yüksekliğinde bir kabartma görülür. Kabartma üzerinde Antiochus'un Herkül-Herakles ile selamlaşma sahnesi yer almaktadır. Bu kabartmanın önünde Anadolu'daki en büyük, eski Grekçe yazılmış kitabe bulunmaktadır. Bu bölüm ve çevresi Mithridates Kallinikos'un anıt mezarıdır. Hemen altında dağın derinliklerine doğru giden 158 metrelik bir tünel olup, bu yolun Arsameia'daki Hierotezyona gittiği tahmin edilmektedir.

Asıl kent ve saray kalıntıları kalenin tepesindeki düzlükte yer almıştır. Burada saray kale duvarları, mozaik kalıntıları, sütunlar bulunmaktadır.


YENİ KALE

Yeni Kale, Kahta'nın 26 km kuzeyinde, Cumhuriyet Dönemine kadar ilçe merkezi olan bugünkü adıyla Koçhisar Köyünün karşısında bulunmaktadır.

Karşıdaki Arsameia ile birlikte kullanılan Yeni Kale Kommageneliler tarafından inşa edilmiştir. O döneme ait fazla kalıntı bulunmayan kale, daha sonra Romalılar ve ardından Memluklular tarafından önemli bir restorasyon görmüştür. Kale son olarak 1970 lerde F.Karl Dörner tarafından kısmen onarılmıştır.

Kale içinde çarşı ,camii, hapishane, su yolları, güvercinlik kalıntıları ve kitabeler görülmektedir. 1280 de Memlukluların eline geçen kale içindeki Arapça kitabeler, buranın Memluklular tarafından yeniden inşa edildiğini göstermektedir. Memluklular güvercinleri Moğolların saldırılarından haberdar olmak için haberleşme aracı olarak kullanmışlardır. Kale'den Nymphois'a inen su yolu bir tünelle Arsameia'ya bağlanmıştır. 80 metreyi bulan bu yolla halen suya ulaşmak mümkündür.




CENDERE KÖPRÜSÜ

Roma dönemine ait iyi durumda kalan eserlerden biri olan Cendere Köprüsü eski adıyla Chabines, şimdiki adıyla Cendere suyu üzerine yapılmıştır.

Samsat'ta karargah kuran XVI. Roma Lejyonu tarafından, İ.S..200 ün başında inşa edilen köprünün giriş ve çıkışlarında sütunlar bulunmaktadır. Bu sütunlardaki kitabeler köprü ve yapımı hakkında bilgiler içermektedir. Güneybatı ucundaki sütunların üzerindeki yazılardan, köprünün Roma İmparatoru Septimus Severus'a ve Romalılar tarafından askerlerin anası olarak anılan eşi Julia Domna adına yaptırıldığı anlaşılmaktadır.




Köprünün öteki ucundaki sütunlar hükümdarın oğulları Caracalla ve Geta için dikilmiş olmakla birlikte sadece Caracalla'ya ait sütun yerinde durmaktadır. Caracalla, hükümdar olduktan sonra kardeşi Geta'yı öldürtmüş adına dikilmiş sütunu da yerinden kaldırılmıştır.

 Caracalla'nın da Harran'da nasıl öldüğünü hatırlayalım!! Okumayanlar için Harran tarihçesi de oldukça ilgi çekicidir! 

Köprü, deprem ve yer sarsıntılarına karşı korunacak şekilde, sütunlara ve köprüye esneklik payı verilerek inşa edilmiştir. Köprünün hemen alt tarafında bulunan Kommagenelilerin Antiochus Theos döneminde inşa ettiği 5 kemerli diğer bir köprü, Romalılar tarafından yıkılmıştır.





Cendere Köprüsünde ilk onarım 1951'de yapılmıştır. Son olarak 1997 'de yapılan restorasyonla bugünkü şeklini almıştır. Bu son restorasyonda köprü gövdesine 250 ton ağırlığında yeni malzeme yüklenmiş, sütunlardan biri eğimli olduğu gerekçesiyle sökülüp tekrar yerine konulmuştur. Nihayet araç trafiğine kapatılan köprü ziyaretçiler tarafından yürüyerek gezilmektedir.


KARAKUŞ TÜMÜLÜSÜ

Kommagene Kralı II.Mithridates tarafından annesi İsias için yaptırdığı anıt mezar, bugün halk tarafından Karakuş Tümülüsü olarak adlandırılmaktadır. Bu isim güneyde bulunan sütun üzerindeki kartal heykelinden dolayı verilmiştir.




Karakuş Tümülüsü yaklaşık 25 m yüksekliğinde toprak ve dere yatağından getirilen taşlarla yükseltilmiştir. Antiochus Theos'un oğlu olan Kral II. Mithridates çok sevdiği annesi için bu anıt mezarı bir hierotesyon olarak düzenlemiştir. Ancak Mithridates, o sıralarda Romalıların Perslere olan savaşında kız kardeşleri Laodike ve Antiochus ile kızı Aka'nın ölümleri üzerine, onlara da aynı anıt mezarda yer vermiştir.

NYMPHOİS NEHRİ - ESKİ KAHTA ÇAYI

Kommagene döneminde Arsemia ve Yeni Kale arasında akan suya, Grekçe bereket anlamına gelen "Nymp" adı verilmiştir. Gerek Arsameia, gerekse Yeni Kale'nin suyu buradan temin edilmiştir.     Çok verimli topraklara sahip Kommagene arazilerini Fırat nehrine kadar sulayan bu su, Kommageneliler tarafından kutsal sayılmıştır.

Dağlardan gelip Fırat'a dökülen Nymphois nehri güzergahında Kommagene'ye ait çok sayıda yerleşim birimlerinin kalıntıları bulunmaktadır. Nymphois veya bugünkü adıyla Eski Kahta nehri halen bu topraklara hayat vermektedir.





DİREK KALESİ

Direk Kalesi Cendere Köprüsünden sonra Sincik yolu üzerindeki Datgeli köyünün yakınlarındaki 1400 m rakımda bulunan tepenin üzerine kurulmuştur. Kalenin İS. 70 lerde Romalılar tarafından inşa edildiği ve 300 lere kadar kullanıldığı tahmin edilmektedir. Arkeologların tespitine göre Romalılar tarafından burada inşa edilen 3 tapınağın bir yangın sonucu tamamen tahrip olduğu bilinmektedir. Hemen yakınında Kommagene döneminde inşa edilen Temenos kalıntıları bulunmaktadır.

SAMOSATA (ESKİ SAMSAT)

Eski Samsat bulunduğu konum gereği, tarih boyunca çok sayıda medeniyete başkentlik yapmıştır. Büyük İskenderin Hintistan seferi dönüşü burada iki yıl kaldığı, Romalıların Samsat'ta lejyon üssü kurduğu, yapılan arkeoljik araştırmalarda ortaya çıkmıştır.

Kommagene tarihinde önemli bir kent olan Samsat, Kommagenelilerin uzun süre başkenti olmuştur. Eski Samsat'ın topraklarının bir bölümü, GAP projesi çerçevesinde yapılan Atatürk Barajı Gölü'nün suları altında kalması nedeniyle, barajın karşı kıyısına Yeni Samsat kenti kurulmuştur.

Son yıllara kadar Samsat'ta yapılan arkeolojik, tarih öncesi dönemlerden çok sayıda belge ve bulgu edilmiş ve müzelere nakledilmiştir.




FIRAT ARSAMEIA'SI (GERGER KALESİ)

Fırat Nehri batı yakasında yer alan kale İÖ II. yüzyılda Kommagenelilerin atası olan Arsemes tarafında kurulmuştur.

Kale, Kommagene Krallığının doğu sınırını oluşturmakta olup Fırat nehri üzerindeki geçişlerin kontrol noktası durumundadır.

Sarp kayalar üzerine, Aşağı Kale ve Yukarı Kale olmak üzere iki bölümde inşa edilen Gerger Kalesi, Kommagenelilerin ilk idare merkezi durumunda olup, aynı zamanda kutsal bir tapınak görevini de üstlenmiştir.

Üç girişi bulunan Yukarı Kale'nin 1. kapısı yakınında kayalardan oyulmuş merdivenler, koridorlar ve mezarlar bulunur. 3. kapı çevresinde Kral Samos ve torunu I. Antiochus tarafından yazdırılan 6 kitabe bulunmaktadır. Kalenin üst kısımlarında yapı temelleri, burçlar, alt kısımlarında su sarnıçları ve evlere ait kalıntılar bulunmaktadır.

Aşağı Kalede Ortaçağ'a ait İslam Yapı temelleri olduğu bilinmekle birlikte, kalıntıları iyi durumda değildir. Yine kayalardan oyulmuş merdiven ve koridorlar, su sarnıçlarına ait kalıntılar bu bölümde de bulunmaktadır.

Aşağı Kale'nin batı surlarına dışarıdan bakıldığında kayalara oyulmuş Kral Samos'a ait bir kabartma görülmektedir. 4 m yüksekliğindeki kabartmada Kral Samos tören giysileri üzerinde silahlarla kuşanmış ve sağ elini ileri doğru uzatmış olarak ayakta tasvir edilmiştir.




GÖKSU KÖPRÜSÜ

Adıyaman'nın Akpınar ilçesine bağlı Gümüşkaya (Palaş) köyü ile Ağcin Köyü arasında Göksü Çayı üzerindedir. Çayın daraldığı bir noktada kaya zemin üzerinde kurulan köprü Roma Dönemine aittir.

Köprü, ortadaki büyük üç kemer ve bir rampadan oluşmaktadır. Rampa köprüye kuzeydoğu ucundan 90 derecelik bir açı ile bağlanmaktadır. Ortadaki büyük kemerin, yaklaşık 150 yıl kadar önce çayın iki yakasındaki aşiretlerin anlaşmazlığı sonucu dinamitle tahrip edildiği söylenmektedir.

Tahrip olan orta kemerin taşlarının önemli bir kısmı çayın yatağında bulunmaktadır. Orta kemerin dışında genel olarak sağlam durumda olan köprü restore edildiği takdirde, tarihsel görevini yapmaya bugün de devam edebilecektir.

SESÖNK  (ÜÇTAŞ)

Sesönk, Besni ilçesinin Zor Mağara mezrasında, Kızıl Dağ üzerindedir. Kommagene Kralı II. Mithridates tarafından inşa edilen anıt mezar, yaklaşık 6 m yüksekliğinde etrafı düzensiz 3 çift sütunla çevrelenmiştir. Sütunların üzerinde kadın ve erkek kabartmalarıyla aslan kabartmaları bulunmaktadır. İnsan kabarmalarının Mithridates ve eşine ait olduğu tahmin edilmektedir. Bir tünelle ulaşılan Anıt Mezarın Romalılar tarafından açıldığı sanılmaktadır.

TURUÇ KAYA MEZARLARI

Adıyaman il merkezine 40 km uzaklıkta ve Adıyaman-Şanlıurfa karayolunun 1 km batısında yer alan Turuç Kaya Mezarları Roma Dönemine aittir. Antik dönemde Tharse bugün Turuş olarak biline bu alanda 60 kadar kaya mezarı bulunmaktadır.

Mezarlar zeminden aşağı doğru ana kaya oyularak yapılmıştır. Uzaktan pek fark edilmeyen mezarların tercihen yapıldığı bir yön yoktur. Doğu yönüne bakan mezarlar olduğu gibi, kayalık  tepenin konumu itibarı ile batı, kuzey ve güney yöne bakan mezarlar da bulunmaktadır.

Mezarların girişine kayalara oyulmuş aşağıya doğru inen 10-13 basamaktan sonra ulaşılır. Diktörtgen veya kemerli bir kapıdan odaya girilir. Çoğunlukla odaya bağlı diğer mezar odaları bulunmaktadır. Bazı mezar odalarının duvarlarında ve kapı girişlerinde çeşitli figürlerde kabartmalar bulunmaktadır.





PERRE ANTİK KENTİ

Adıyaman kent merkezine 5 km uzaklıkta, Kuyucak köyü yolu üzerindeki Pirin köyündeki kalıntılar 200 civarındaki kaya mezarı ve yerleşim yerine aittir.

Antik çağdan kalan bu nekropol ve çevresi Kommageneliler döneminde önemli bir yerleşim merkezi olmakla birlikte, asıl Romalılar döneminde gelişmiş bir kent haline  gelmiştir.

Kalıntıların büyük çoğunluğu kayaların içerisine oyulmuş, birbirlerine geçişleri bulunan mezar odaları şeklindedir. Odaların içerisine lahitler yerleştirilmiş, girişleri kabartmalarla süslenmiştir.

Perre antik kenti Kommagene döneminde, Toroslardan gelip zamanın başkenti Samsat'a giden kervanların dinlenme yeri olarak da ayrıca ün kazanmıştır. Perre bu dönemde büyük gelişme kaydetmiştir.

Nemrut Dağı, üzerinde barındırdığı dev heykellerin ve anıtmezarın yanı sıra, dünyanın en muhteşem gündoğumu ve günbatımının seyredilebildiği yer olmasıyla da ilgi çekmektedir. Her yıl binlerce insan gün doğumunu ve günbatımını tanrılarla birlikte seyretmek için Nemrut Dağına gelmektedirler. Sizler de bu yazımı okuduktan sonra yola çıkar mısınız acaba!!??

Yüzyıllar önce kervanların yaptığı gibi bu şehirde biraz dinlenelim. Sanırım sadece Nemrut Dağı'ndaki anıtsal höyüğü ziyaret edelim diye düşündüm. Ancak bir çok ilave ile yazı biraz uzadı. Eğer buraya kadar okuduysanız Nemrut Dağı ve çevresi biz gezginler için adeta bir cennet. Bu bölgede en az birkaç gün kalıp olağanüstü güzellikteki tarihi yerleri görmek gerekiyor. Nemrut Dağı üzerine yazdığım yazının son satırlarında, yıllarını Nemrut'a adayan, sonsuz teşekkürlerimi sunmak istediğim kardeşim Neşet'ten bahsetmeden geçemeyeceğim. Kahta'daki "Neşet'in Yeri" gerçekten mükemmel bir restoran. Yazılarımı takip edenler farketmişlerdir ben yemeklerden ve restoran, otel gibi yerlerden bahsetmeyi pek sevmem ama burada durum gerçekten farklı. Yılların turizmcisi Neşet abimiz gruplarıma en iyi hizmeti veren yerlerden biridir. Anmadan geçmek istemedim.





Yavaş yavaş doğu turumuzun sonuna doğru geliyoruz...Bundan sonraki yerimiz Gaziantep... siz yola çıkın ben geliyorum...!!


Çok yoruldum çok!



Bekleyin bizi lahmacunlar, baklavalar geliyoruz...

Hoşça kalın 

Baha ile kalın...

 





 


Nika Ayaklanması: Meşruiyet Krizinin Tarihsel Bir Örneği

  Yıl 532... İstanbul'dayız yani namı diğer Konstantinopolis... Tahtta I. Justinianus var: güçlü, reformcu, hırslı bir imparator. Karısı...