23 Ekim 2021

Erzurum'dan Kars'a...

 


Erzurum'u gezdikten sonra Kars'a gidiyoruz ama yol üzerinde görülecek çok güzel yerler var. İlk olarak Pasinler kasabasından geçiyoruz. Pasinler geniş bir ova üzerine kurulmuştur. 




İlçenin merkezinde geçmişte ilçeye adını veren Hasan Kale'si tüm heybeti ile görünür. Pasinler'in tarihi M.Ö. 4000 yılına kadar uzanmaktadır. Urartu döneminde önemli bir yerleşim yeri olan Pasinler, 9. yüzyılda Anadolu'ya yapılan akınlarla Oğuz Türklerinin ve birbiri ardına Erzurum'a hakim olan Türk beyliklerinin egemenliğine girmiştir.

 Hasan Kalesi, ilçe merkezindeki Hasan Dede Dağı'na inşa edilen kale, adını Moğol asıllı Sutaylardan Hacı Togay'ın oğlu Hasan'dan almıştır. Bu bölgede bir savaş yaşandı. bu savaş Bizans ve Selçuklu ordularının arasında yapılan bir meydan muharebesidir. Pasinler Savaşı (Bizans kaynaklarına göre Kapetron savaşı). 1048 yılında İbrahim Yinal komutasındaki Selçuklu ordusu ile Bizans İmparatorluğu ile müttefik Gürcü krallığının orduları arasında gerçekleşmiştir. Pasinler Muharebesi, Selçuklular ile Bizanslılar arasında bir asra kadar süren Bizans-Selçuklu savaşlarının ilk büyük meydan muharebesidir. Tarihi Pasinler Savaşı sırasında Selçuklu devleti Bizans ordularını yenerek kaleyi ele geçirdi.

Tarımsal zenginliğin yanı sıra termal zenginlik Pasinler'in en önemli turistik cazibe merkezidir. Pasinler'deki en eski kaplıca 1390 yılında inşa edilen ve 1749 ve 1892'de onarımlarla günümüze ulaşan Büyük Termal'dir. Pasinler'e uğradıktan sonra yolumuz üzerinde bir köprü de bizi bekliyor.


 ÇOBAN DEDE KÖPRÜSÜ

Çoban Dede Köprüsü, Selçuklu döneminde inşa edilen Hasan Kale'nin 22-25 kilometre doğusunda, Aras Nehri üzerinde, tarihi İpek Yolu üzerinde inşa edilmiştir. Köprü, İlhanlı hükümdarı Gazan Han'ın (1295-1304) veziri Salduzlu Emir Çoban Noyin tarafından 1298 yılında yaptırılmıştır. Köprünün yapım şekli ve başındaki süslemeler Selçuklu ve İlhanlı mimari üsluplarını yansıtmaktadır. 128 metre uzunluğunda ve 8,5 metre genişliğinde olup, Karga Pazarı ve Aras nehirlerinin kesiştiği noktada yer almaktadır. Köprünün en büyük kemeri 13 metre, en yüksek noktası ise 30 metredir. 1727-1872 ve 1948 yıllarında onarılan Çoban Dede köprüsü, en son 2011 yılında restore edilmiştir.




Efsaneye göre Selçuklu beylerinden biri Aras Nehri üzerine bir köprü yaptırmak istemiş. Mimarlar birkaç kez köprünün temellerini atarlar , ancak inşa edemezler. Bir gün ustalar temelleri onarmaya çalışırken, çoban kılığında yaşlı bir adam bastonuyla dağdan iner. Mimarlara ne yaptıklarını sorar. İçlerinden biri der ki: "Biz buraya köprü yapmak istedik ama bir türlü temel atamıyoruz."

Daha sonra  yaşlı çoban değneği ile yedi yeri gösterir ve temeli atmalarını  o yerlere atmalarını söyler. İşçiler çobanla alay ederler. Yaşlı adam hiç konuşmaz ve aniden ortadan kaybolur. Derhal gidip Bey'e (klan reisi) durumu anlatırlar.

Bey, yaşlı çobanı Hızır olduğunu düşünür. (Hızır: Kuran'da adı geçen, İslami geleneklerin bir parçası olan, ölümsüz olduğuna inanılan ve muhtaçlara yardım eden büyük bir mukaddes.) Bey, onlara, yaşlı çobanın  gösterdiği yerleri kullanarak temel atmalarını söyler. Yedi noktada temeller atılır, bu sefer temellerde bir sorun çıkmaz ve köprü yapılır. Bittiğinde köprüye  yaşlı çobandan dolayı "Çoban Dede "  ismi verilir.


SARIKAMIŞ

Kars iline 55 km uzaklıktaki Sarıkamış ilçesi 2100 m yükseklikte bir yer. Yılın altı ayı karla kaplı olan bu bölge, son yıllarda kışlık gezi bölgesi haline gelmiştir. Ayrıca Micingirt Kalesi, Kızlar Kalesi, Yedi Kilise Kalesi (Yenigazi), Zivin Kalesi, Köroğlu Kalesi, Zek Köyü Kalesi (Sırataş) ve özellikle Çar Nikola'nın villası Sarıkamış'ın başlıca tarihi ve turistik yerleridir.




Bu bölge, Osmanlı döneminin son yıllarında korkunç ve trajik bir olaya tanık oldu. 1877'den beri Rus işgali altında olan Kars ve çevresi, Balkanlar'da başlayan milliyetçi duyguları Ermenilere aşılamaya başladı. Sadece milliyetçi fikirlerin yetmediği, genç Ermenilerin silahlanıp Rus ordularının önünü açması gerekmiş, bu nedenle Ruslar Kars'tan Van'a, oradan da Antakya ve İskenderun'a yani Akdeniz'e ulaşmak istemiştir. Allahuekber adı verilen dağlarda Rus ordularına karşı savaş veren askerlerimizden on binlercesi ne yazık ki donarak yaşamlarını yitirmişlerdir.

Bu savaşta şehit olan tüm askerlimizi rahmetle ve minnetle anıyorum.








Nika Ayaklanması: Meşruiyet Krizinin Tarihsel Bir Örneği

  Yıl 532... İstanbul'dayız yani namı diğer Konstantinopolis... Tahtta I. Justinianus var: güçlü, reformcu, hırslı bir imparator. Karısı...